Sonbaharın kapıya dayanmasıyla birlikte, şeker hastalığı, kalp rahatsızlığı ya da akciğer sorunuyla yaşayan binlerce kişi grip mevsimini endişeyle bekliyor. Bu kişiler için basit bir soğuk algınlığı bile günlük hayatı altüst ediyor, hastaneye yatışa kadar giden ağır tablolar ortaya çıkıyor. Uzmanlar ise bu grubu grip aşısı konusunda erkenden harekete geçmeye çağırıyor. Çünkü aşı, hastalığın ağır seyrini önlemede en etkili korunma yöntemlerinden biri olarak gösteriliyor. Kronik hastalığı bulunan kişilerde bağışıklık sistemi, virüsle mücadele etmekte zorlanıyor. Şeker hastalığı, kalp yetmezliği, astım ve KOAH gibi rahatsızlıklar vücudun savunma mekanizmasını zayıflatıyor. Grip virüsü böyle bir zeminde hızla yayılıp zatürreye, solunum yetmezliğine ve kalp krizine zemin hazırlıyor. Bu nedenle hekimler, risk grubundaki kişilerin aşı takvimlerini aksatmaması gerektiğini vurguluyor. Aşının koruyucu etkisinin, virüsün yaygınlaşmasından önce yapıldığında daha belirgin olduğu ifade ediliyor.
Aşı yaptırmanın zamanlaması da en az kendisi kadar önem taşıyor. Bağışıklık sisteminin antikor üretmesi için aşıdan sonra belirli bir süre geçmesi gerekiyor. Bu süre zarfında kişinin virüsle karşılaşması, aşının sağlayacağı korumayı büyük ölçüde sınırlıyor. Bu yüzden grip vakalarının sık görülmeye başladığı döneme girmeden önce aşının yapılması öneriliyor. Salgın dönemi boyunca da aşı yaptırmanın mümkün olduğunu belirten uzmanlar, geç kalanların yine de hekimlerine danışmasını tavsiye ediyor. Böylece kişi, kendisi için en doğru zamanı hekimiyle birlikte belirliyor ve korunma sürecini bilinçli şekilde yönetiyor.
Toplumda yaygın olan “aşı beni hasta ediyor” inanışı ise gerçeği yansıtmıyor. Grip aşısı, içeriğindeki virüsün canlı olmaması nedeniyle grip hastalığına yol açmıyor. Aşı sonrası görülen hafif ağrı, kızarıklık ya da kısa süreli ateş yükselmesi, vücudun bağışıklık yanıtı vermesinden kaynaklanıyor. Bu belirtiler birkaç gün içinde kendiliğinden geçiyor. Aşı olan kişilerin grip geçirmesi durumunda ise hastalığı çok daha hafif atlattığı, hastaneye başvuru oranının belirgin şekilde düştüğü gözlemleniyor. Bu durum, aşının yalnızca kişiyi değil, çevresindeki risk grubundaki insanları da dolaylı olarak koruduğunu gösteriyor.
Sağlık kuruluşları, kronik hastaların yanı sıra 65 yaş üstü bireyleri, hamileleri ve sağlık çalışanlarını da aşı öncelikli gruplar arasında sayıyor. Bu kişilerin aşıyı aile hekimliklerinde ya da hastanelerin ilgili polikliniklerinde ücretsiz olarak yaptırabildiği belirtiliyor. Uzmanlar, aşıyla birlikte el hijyenine dikkat etmenin, kalabalık ortamlarda maske kullanmanın ve dengeli beslenmenin koruyuculuğu artırdığını hatırlatıyor. Grip belirtileri görüldüğünde ise vakit kaybetmeden bir hekime başvurulması gerektiği ifade ediliyor. Böylece hem kişinin kendi sağlığı korunuyor hem de hastalığın toplum içinde yayılma hızı azalıyor.





