İstanbul’da klasik müzik sevenler için yeni sezonun kapısı Beethoven’ın 9. Senfonisi ile aralandı ve salona gelen izleyiciler yıllardır hafızalarında yer eden eserin korolu finalini canlı dinleme fırsatı buldu. Konsere gösterilen ilgi o kadar yoğundu ki biletini aylar öncesinden alan müzikseverler arasında yer alan pek çok dinleyici, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin 2026-2027 sanat sezonunu bu dev eserle başlatmasını uzun süre beklediklerini dile getirdi. Sahnedeki kalabalık orkestra ve koro kadrosu seyircilere unutulmaz bir akşam yaşatırken salonun atmosferi, eserin coşkulu bölümlerinde adeta tek bir yürek gibi attı.
Konserin açılışında söz alan şef İbrahim Yazıcı, önümüzdeki yıl Beethoven’ın vefatının 200. yılı olduğunu hatırlatarak bestecinin 250. doğum yılı kutlamalarının salgın nedeniyle istenen düzeyde yapılamadığını söyledi. Yazıcı, bu eksikliği gelecek yıl telafi etmeyi umduklarını belirterek yeni sezonu Beethoven’ın 9. Senfonisi ile açmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Şef, eserin 1822-1824 yıllarında, bestecinin işitme yetisini tamamen yitirdiği dönemde yazıldığını aktardı ve bu ayrıntının salondaki dinleyicilerin esere bakışını bir kat daha derinleştirdiğini ekledi.
Yazıcı, konuşmasında yapay zekanın müzikteki yaratıcılığına dair tartışmalara da değinerek yapay zekanın beste yapıp yapamayacağı konusunda farklı görüşler olduğunu anlattı. Beethoven’ın tamamlanmamış 10. Senfonisi üzerinden bu konuyu değerlendiren şef, bestecinin eserlerinin yapay zekaya yüklenerek 10. Senfoni’nin bitirilmeye çalışıldığını hatırlattı. Yazıcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Beethoven 9. Senfoni’yi yarım bıraksaydı ve yapay zekaya ilk 8 senfonisi yüklenerek eserin devamı oluşturulsaydı, yapay zeka final bölümünde koro kullanmayı düşünebilir miydi? Bence hayır.” Şef, bunun yalnızca mevcut verilerden hareket etmek olmadığını, yeni ve özgün bir yaratıcılık gerektirdiğini vurguladı.
Eserin dördüncü bölümünde iyiliğin kötülüğe karşı mücadelesinin anlatıldığını belirten Yazıcı, bu mücadelede vurmalı çalgıların öne çıktığını söyleyerek bölümün “Türk Marşı” olarak da anıldığını aktardı. Dönemin en güçlü ordularından biri sayılan Osmanlı ordusunun uzaktan gelişinin özellikle vurmalı çalgılarla tasvir edildiğini anlatan şef, konserde İDOB Orkestrası’nı kendisinin, İDOB Korosu’nu ise şef Paolo Villa’nın yönettiğini belirtti. Soprano Dilruba Bilgi, mezzosoprano Aylin Ateş, tenor Berk Dalkılıç ve bas Burak Bilgili solist olarak sahne aldı ve bu isimler eserin zorlu bölümlerini başarıyla seslendirdi.
Konser boyunca orkestra ve koro arasındaki denge eserin dokusunu ortaya koyarken izleyiciler özellikle final bölümünde ayakta tempo tutarak sanatçılara eşlik etti. Gösteri sonunda salonu dolduran alkışlar uzun süre dinmedi ve sanatseverler yeni sezonda İDOB’un sahneleyeceği diğer eserleri sabırsızlıkla beklediğini ifade etti. Etkinlik, kentin kültür takvimine damgasını vuran bir açılış olarak hafızalarda yer etti.





