Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Fransa’nın yeni dışişleri bakanı Jean-Noël Barrot ile telefonda görüştü. İki ülkenin diplomasi trafiği, Ortadoğu’da tansiyonun yüksek olduğu bir döneme denk geldi. Vatandaşların yakından takip ettiği bu temas, bölgedeki gelişmelerin seyrini etkileme potansiyeli taşıyor.
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarının aktardığına göre görüşmenin ana gündem maddesini Hürmüz Boğazı ve bu bölgede süren savaşla ilgili müzakereler oluşturdu. İki bakan, bölgesel istikrarı tehdit eden bu konuda görüş alışverişinde bulundu. Özellikle boğazdan geçen enerji hatlarının güvenliği ve ticaret yollarının durumu, uluslararası kamuoyunun olduğu kadar Türkiye’nin de yakından izlediği başlıklar arasında yer alıyor.
Körfez bölgesindeki gerilimin küresel enerji arzına yansımaları, iki ülkenin dış politika önceliklerini doğrudan ilgilendiren boyutlar taşıyor. Fidan ve Barrot’un bu kapsamda deniz ticareti rotalarının sürdürülebilirliği, petrol ve doğal gaz sevkiyatındaki riskler ve bölge ülkeleriyle yürütülecek olası koordinasyon mekanizmaları üzerinde durduğu ifade ediliyor. Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kritik önemde gördüğü bu su yolunda yaşanacak herhangi bir aksamanın, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte zincirleme etkiler yaratabileceği gerçeği, görüşmenin ana eksenini oluşturmuş durumda. Öte yandan Fransa’nın Körfez ülkeleriyle gelişmiş ekonomik ilişkilerinin, bu başlıkta ortak zemin bulmayı kolaylaştırıcı bir etken olduğu da kaydediliyor.
Görüşmede ayrıca Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşa çözüm bulma çabaları da masaya yatırıldı. İki ülkenin dışişleri bakanları, savaşın sona erdirilmesi için yürütülen diplomatik girişimleri ve olası barış senaryolarını ele aldı. Türkiye’nin daha önceki dönemlerde arabuluculuk teklifleriyle öne çıktığı bu dosyada, Fransa’nın da farklı pozisyonları bulunuyor.
Ukrayna’daki savaşın üzerinden geçen süre, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiğine işaret ediyor. Ancak hem Ankara hem de Paris yönetimleri, ateşkesin tesisi ve kalıcı bir barış anlaşmasına ulaşılabilmesi için diplomasi kanallarının açık tutulması gerektiğinde hemfikir. Özellikle tahıl koridoru anlaşmasının yeniden canlandırılması ve savaş esirlerinin takası gibi insani konulardaki iş birliği imkânları, iki bakanın üzerinde durduğu somut başlıklar arasında sayılıyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da yapılan müzakerelerin ulaştığı nokta ile Avrupa Birliği üyesi olarak Fransa’nın Moskova’ya yönelik yaptırım politikalarındaki rolü, bu görüşmede ele alınan bir başka boyutu oluşturuyor.
Filistin’deki insani durum ve çatışmaların seyri de Fidan ile Barrot’un görüşmesinde ele alınan başlıklardan biri oldu. Bölgede artan sivil kayıplar ve insani krizin derinleşmesi, uluslararası toplumun ortak sorunu olarak öne çıkıyor. İki bakanın, bu konuda uluslararası topluma düşen sorumlulukları değerlendirdiği belirtiliyor.
Gazze’de sağlanan kırılgan ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve iki devletli çözüm vizyonunun canlı tutulması hususlarında Türkiye ile Fransa’nın yaklaşımlarının büyük ölçüde örtüştüğü ifade ediliyor. Diplomatik kaynaklar, söz konusu görüşmenin bu konuda ortak bir uluslararası baskı oluşturulmasına yönelik zemin hazırlama niteliği taşıdığını vurguluyor. Filistin tarafında yaşanan siyasi belirsizlikler ile bölgedeki diğer aktörlerin tutumlarının da bu görüşmede ayrıntılı biçimde değerlendirildiği aktarılıyor. Fransa’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyeliği sıfatı, bu dosyada Türkiye ile yapılabilecek iş birlikleri açısından ayrı bir öneme sahip.
Görüşmenin son bölümünde ise Suriye’deki gelişmeler değerlendirildi. Türkiye’nin güney sınırındaki istikrar ve Suriye’nin toprak bütünlüğü konularındaki hassasiyeti biliniyor. Fransa’nın da bu dosyada farklı aktörlerle ilişkisi bulunuyor. İki bakanın, Suriye’deki son durumu ve bu ülkedeki krizin çözümüne yönelik uluslararası çabaları ele aldığı öğrenildi. Ateşkesin sürdürülmesi, terörle mücadele ve Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşü için oluşturulacak yol haritası, ele alınan somut gündem maddelerini meydana getirdi. İki ülkenin, sahadaki gelişmelerin yanı sıra Suriye’nin geleceğine dair siyasi sürecin yeniden başlatılması konusunda farklı önceliklere sahip olduğu bilinmekle beraber, bu görüşmenin diyalog zeminini güçlendirdiği belirtiliyor.





