Malatya’da 6 Şubat depremlerinde yıkılan Koçlar Apartmanı’na ilişkin davanın son duruşması, depremzede ailelerin uzun süredir beklediği bir gündü. Adliye koridorlarında yakınlarını kaybeden aileler, hem adaletin tecellisini hem de binanın neden yıkıldığının netleşmesini istiyor. Mahkeme salonunda sanıklar ve mağdur avukatları yerlerini alırken, duruşmaya gösterilen ilgi binanın yıkılmasında ihmali bulunduğu öne sürülen kişilerin savunmalarına odaklandı. Aileler açısından en çok merak edilen konu, yıkımın arkasındaki gerçek nedenlerin ortaya çıkıp çıkmayacağıydı.
Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya sanıklar B.A., S.Y. ve H.D. ile avukatları katıldı. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı Deprem Suçları Soruşturma Bürosu’nun hazırladığı iddianameye göre, 6 Şubat 2023’te saat 04.17’de meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki Kahramanmaraş merkezli depremde Yeşilyurt ilçesi Bentbaşı Mahallesi Sanayi Caddesi’ndeki Koçlar Apartmanı çöktü. Enkaz altında 13 kişi yaşamını yitirdi, 8 kişi de yaralandı. Dava, depremzede ailelerin acısını ve kayıplarının hesabını sorma çabasını yıllardır ayakta tutuyor.
Mahkemeye sunulan Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü heyetinin Mart 2026 tarihli ek bilirkişi raporunda, yapının betonarme uygulamasında etriye kanca ve aralıklarında proje ve yönetmeliklere aykırılıklar saptandı. Raporda bazı bölgelerde etriye aralıklarının 30 santimetreye kadar çıktığı, agreganın 70 milimetreye ulaştığı, beton numunelerinde düşük dayanım değerleri bulunduğu belirtildi. Heyet ayrıca kimi kolonlarda donatı alanının, kimi kirişlerde ise hem kesitin hem de donatının yetersiz olduğunu tespit etti. Bu tespitlerin ardından raporda kusur dağılımı da yapıldı: statik proje müellifi, yapım sorumlusu müteahhit ile teknik uygulama sorumlusu, fenni mesul ve şantiye şefi asli kusurlu sayıldı. Belediyenin ilgili biriminde yapı ruhsatlarındaki tadilatlı projenin kontrolünden sorumlu kişiler ile belediye yapı kontrol birimi ise tali kusurlu olarak sınıflandırıldı.
Duruşmada savunma yapan B.A., dönemin İnşaat Mühendisleri Odası’nda vize işlemlerini yürüttüğünü belirterek, “Biz yapılan projeyi değil, inşaat mühendisinin şartlarını inceliyorduk” dedi. Statik proje müellifi H.D. ise binanın yıkılmasında yer altı suyunun etkili olduğunu savundu. H.D., binaya projeye aykırı şekilde sonradan asma kat eklendiğini ve bunun yıkımda önemli bir etken olduğunu söyledi. Sanıkların savunmaları, yıkımın tek bir nedene bağlanamayacağını, birden fazla etkenin bir araya geldiğini öne sürmeleriyle şekillendi.
Mimar S.Y. ise 2020’deki Elazığ depreminde binanın kolonlarında çatlaklar oluştuğunu ve buna ilişkin görselleri mahkemeye sunduğunu anlattı. Koçlar Sitesi’ndeki 3 bloğun mimari projesini çizdiğini ifade eden S.Y., Elazığ depremi sonrasında bloklardan birine sağlam, diğer 2 bloğa ise orta hasarlı raporu verildiğini belirtti. S.Y., sağlam raporu verilen bloğun 6 Şubat depremlerinde yıkıldığını, orta hasarlı raporu verilen 2 bloğun ise ayakta kaldığını ve daha sonra yıkıldığını söyledi. “Ortada kurumsal bir denetim sorunu var” diyen S.Y., Çevre, Şehircilik ve İklim İl Müdürlüğü’nün yıkılan binada Elazığ depremi sonrasında oluşan duruma ilişkin işlemlerini de gündeme getirdi.





