İsrail’de 27 Ekim’de sandık başına gidilecek. Ancak halkın gündeminde yalnızca oy vermek değil, oyların nasıl bir hükümete dönüşeceği var. Sokaktaki vatandaş, ülkenin geleceğini belirleyecek bu seçimde, siyasi partilerin birbirine yaklaşan sandalye hesaplarının yaratacağı belirsizliği konuşuyor. Devlet televizyonu KAN tarafından yayımlanan son anket, bu belirsizliği daha da derinleştiren bir tablo ortaya koyuyor. Seçim yarışında bloklar arası dengelerin bu kadar iç içe geçmesi, halkın kafasındaki “kim kazanacak” sorusuna net bir yanıt verilmesini zorlaştırıyor. Seçim atmosferi, partilerin seçmenlere vadettikleri vaatlerden çok, hangi koalisyonun kurulacağı üzerine kurulu bir tartışma zemini yaratmış durumda. Bu da sokaktaki insanın kendisini doğrudan etkileyecek politikaların belirsizliğine odaklanmasına yol açıyor.
KAN’ın anketine göre yarışta öne çıkan isim eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot oldu. Eisenkot’un liderliğindeki Yashar Partisi’nin 23 milletvekili çıkaracağı tahmin ediliyor. Bu sonuç, mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu’nun partisi Likud’un önüne geçilmesi anlamına geliyor. Likud için öngörülen sandalye sayısı ise 20. Netanyahu’nun partisindeki bu zayıflama eğilimi, seçim atmosferinde sık sık dile getirilen bir konu. Ancak Eisenkot’un kişisel başarısı, muhalefet bloğunun tamamına aynı şekilde yansımıyor. Bunun nedeni, seçmenlerin parti liderlerinin popülaritesinden çok, partiler arasındaki ittifakların güvenilirliğine odaklanması. Yashar’ın yükselişi, ülkenin güvenlik öncelikli bir gündeme sahip olduğunu gösterirken, bu durum diğer muhalefet partilerinin oylarını taban tabana zıt bir şekilde etkiliyor.
Mevcut iktidar yapısını oluşturan aşırı sağcı ve Ultra-Ortodoks partiler, bir önceki ankete göre güç kaybetmiş görünse de hâlâ önemli bir tabana sahip. Bu bloğa, 4 milletvekili çıkarması beklenen “Amcha Yisrael” Partisi’nin desteğinin eklenmesiyle toplam sandalye sayısı 52’ye ulaşıyor. Muhalefet cephesinde ise durum farklı. Eisenkot’un önde gitmesine rağmen muhalefet bloğunun toplam sandalyesi 51’e gerilemiş durumda. Bu düşüşün en önemli nedeni olarak, iki blokla da doğrudan bağlantısı bulunmayan yeni bir partinin barajı aşması gösteriliyor. Her iki bloğun da seçmen tabanını korumak için yoğun bir kampanya yürütmesine rağmen, bağımsız seçmenlerin bu yeni oluşuma yönelmesi, geleneksel parti sadakatlerinin kırıldığının bir işareti olarak yorumlanıyor.
Yoaz Hendel ve Yaron Zelekha tarafından kurulan bu yeni parti, seçim hesaplarını altüst eden bir rol oynuyor. Partinin 4 milletvekili ile Meclis’e girmesi bekleniyor. Bu durum, 120 sandalyeli İsrail Meclisi’nde hükümet kurmak için gereken 61 milletvekili sayısına ulaşmayı her iki blok için de zorlaştırıyor. Mevcut iktidar bloğunun koalisyon kurması, Hendel ve Zelekha’nın desteğini alsa bile, karşı bloktan ek destek bulmasına bağlı görünüyor. Anketteki veriler, hükümet kurma ihtimalinin hiç de kolay olmadığını gösteriyor. Bu yeni partinin seçim manifestosu, ekonomik reformlar ve yolsuzlukla mücadele gibi konulara odaklanması nedeniyle geleneksel sol ve sağ ayrımını aşan bir söylem benimsemiş durumda. Bu da onları, mevcut kutuplaşmış siyasi ortamda bir kilit konumuna yerleştiriyor.
Ankette Arap partilerinin durumu da dikkat çeken bir başka başlık. Ortak Arap Listesi’nin 7, Mansur Abbas liderliğindeki Raam Partisi’nin ise 6 sandalye alacağı öngörülüyor. Bu partilerin toplamda 13 milletvekili ile Meclis’te temsil edilmesi bekleniyor. Muhalefet bloğunun 61 sandalyeye ulaşabilmesi için Hendel ile Zelekha’nın partisinin yanı sıra Abbas liderliğindeki Raam’ın da desteğini alması gerekiyor. Seçim sonrası kurulacak hükümetin yapısı, bu partilerin tercihlerine göre şekillenecek. Abbas’ın geçmiş dönemlerde farklı koalisyonlarla çalışma konusunda pragmatik bir tutum sergilemesi, onu olası bir hükümet kurma sürecinde en kritik aktörlerden biri haline getiriyor. Bu nedenle seçim gecesi açıklanacak sonuçların ardından en yoğun diplomasi trafiğinin, bu kilit partilerin liderleriyle yürütülmesi bekleniyor.




